| 23 Kasım 2009, 00:06:39 |
Yeni Üye
Üye No : 24869
Cinsiyet: 
Ad Soyad: malik toprak
Mesaj Sayısı: 14
Nerden : samaun
Karma +2/-0
1 Mesajına Toplam 2 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« : 23 Kasım 2009, 00:06:39 » |
|
Ve yaratıldı söz ve kuruldu kainat.Sözün yaratılışı Adem'den önceydi ve Adem üç harf üzre yaratıldı:AynŞinKaf. Niyetim burada kah sevgilini saçları ucundaki ateşi yakalamak kah Cemşit olmak ya da hisse- i kahr olmak. Ben söz başında aşk dedim siz ne der siniz? Nedir aşk?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 29 Mayıs 2010, 16:57:17 Gönderen: mesuthayat »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Duyurular |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
maliktoprak Nickli Üyemize Teşekkür Eden 2 Kullanıcı:
|
serveribedi
(23 Kasım 2009, 08:06:17), AreS
(23 Kasım 2009, 01:38:32) |
|
maliktoprak Nickli Üyemize Karma Veren Kullanıcı:
|
AreS
[+](23 Kasım 2009, 01:38:32) |
| 23 Kasım 2009, 00:16:40 |
AreS
Site Sorumlusu
Üye No : 24792
Cinsiyet: 
Ad Soyad: AreS
Mesaj Sayısı: 2334
Nerden : Sınırların Ardında..
Karma +173/-0
Aylak Adam..
345 Mesajına Toplam 1624 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #1 : 23 Kasım 2009, 00:16:40 » |
|
OOOOO çok güzel bir konu açmışsınız hocam...Buraya bu konu hakkındaki düşüncelerimizi yazabiliriz..
Aşk üzerine kimler neler söylememiş ki...Cemal Süreya'nın kaleminden dökülen şu hecelere dikkat çekmek isterim:
sen şimdi sen kalkip gidiyorsun. git. gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler. oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin oysa Allah bilir bugün iyi uyanmiştik sevgiyeydi ilk açilisi gözlerimizin sirf onaydi bir kuş konmuş parmaklarima uzun uzun ötmuştü bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz sanki hiç olmamişti
oysa kalbim işte şuracikta çarpiyordu şurda senin gözlerindeki bakimsiz mavi, güzel lafli istanbullar şurda da etin çoğaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken biraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarini ıslatmaya bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük yüzünün bitip vucudunun başladığı yerde memelerin vardi memelerin kahramandı sonra sonrasi iyilik guzellik.
Diye tarif ettiği bir Aşk mı...
Yoksa Erdem BAYAZIT'ın dediği gibi "BİR ADI DA YORULMAMAK OLAN " Aşk mı ?
Haydi gel sevgilim Uzanalım toprağın altına Çiçekler mayalansın göğsümüzde Bu akıp giden bu kör gidip yol giden Kalabalıkları bu insanları Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları Uyarmak için bir an durdurmak için Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız Ama şimdi kendimizi zorlasak da anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ? Uzansak yerin altına ve toprak olsak.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına 'sen' kalayım...!
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 00:26:53 |
AreS
Site Sorumlusu
Üye No : 24792
Cinsiyet: 
Ad Soyad: AreS
Mesaj Sayısı: 2334
Nerden : Sınırların Ardında..
Karma +173/-0
Aylak Adam..
345 Mesajına Toplam 1624 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #2 : 23 Kasım 2009, 00:26:53 » |
|
Aşk içinde aşk için seslenişin en uygun biçimini bulduğum kanısındayım. Merhamet belki çok yüce bir şey ve muhtemel ki merhamet aşktan üstündür. Tapınmak... onun yüceliğine diyecek yok. Diyen bir İsmet ÖZEL sözlerine söyle devam ediyor AynŞinKaf üzerine
Adı aşk olan her ne ise maddiyat alanına girmeyen, nesneler dünyasında karşılığı bulunmayan bir şey midir? Yoksa çocuklara ayıp olduğu öğretilen şeyden başka bir şey değil midir aşk? Elbette ikincisi. Aşkı hiçbir zaman o iç bayıltan yumrulardan, yumuşaklıklardan, ıslaklıklardan, tüylerden, tomurcuklanmalardan koparmaya, ayrı tutmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Evet. Evet. Evet. Aşk bilhassa üremeye ilişkindir. Yani çoğalmaya, büyümeye, daha fazlasına gidilemeyecek derecede eksiksizleşmeye...
Aşk insanlar arasında ve insanlar içindir. Çünkü aşkın halleri ve insanın halleri birbiriyle örtüşür. Her ikisi de tende ve tenden başlamak zorundadır. Hem aşk, hem de insan tende çakılıp kalmadığı takdirde kendisi olabilir. İnsandan gayrı canlıların tozlaşmasını, çiftleşmesini aşktan arındırabilirsiniz. Çünkü gayrı canlıların üremesi türlerinin devamından başka bir anlam taşımaz. İnsanlar ise aşk ile birbirlerini üretirler. Kendilerini çoğaltırlar ve büyürler.
İşte bu sebepten ötürüdür ki "Ey sevgili!" demem ben; "sevgili sevgili " derim. Sevdikçe söylerim, söyledikçe severim. Sevildikçe söylerim, söyledikçe sevilirim. Sevdiğimi söylerim, söylediğimi severim. İşkence altında benim ifademi almak mümkün olmaz. İfademi çünkü çoktan sevgili sevgili almıştır.
Sorarım size hangi aşk hocam ?
|
|
|
|
|
Logged
|
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına 'sen' kalayım...!
|
|
|
|
AreS Nickli Üyemize Teşekkür Eden Kullanıcı:
|
baydiwit
(23 Kasım 2009, 22:04:02) |
|
| 23 Kasım 2009, 00:28:07 |
Yeni Üye
Üye No : 24869
Cinsiyet: 
Ad Soyad: malik toprak
Mesaj Sayısı: 14
Nerden : samaun
Karma +2/-0
1 Mesajına Toplam 2 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #3 : 23 Kasım 2009, 00:28:07 » |
|
Geceni alaca karanlığa döküldüğü bu saatte ben yazıcı gözlerime uyku yanaşmazken yazmaya başladım. Ve sordum kendine: Nedir Aşk? Bir sarhoşluk mu? Bir kendinden geçiş mi? Ya da neyi sevdiğini bilmek mi? Kalbim henüz bu soruya yanıt verecek kadar olgunlaşmamış olmalıdır ki bir türlü bulamadım bu sorunun cevabını.Bir de aşık olmak bir istidat mıdır? Bu sorular durgun sular gibi azalan benliğime yapışmış birer sümüklü böcek gibi kalbimi ve beynimi yiyip bitirmekte. Yine aynı sorular geceyi aydınlatan ateş böcekleri gibi yön tarif etmekte bana. Neydi ama neydi Kays'ı çöllere düşüren şey?Çöle ardından bir ölüm bırakmıyorsa da bir hikaye bıraktıran şey?Kalbi yangın yerine çeviren ve pişiren.... Yanan anlımızı hangi serin sularda ve nerde dinlendirecez?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 00:32:14 |
AreS
Site Sorumlusu
Üye No : 24792
Cinsiyet: 
Ad Soyad: AreS
Mesaj Sayısı: 2334
Nerden : Sınırların Ardında..
Karma +173/-0
Aylak Adam..
345 Mesajına Toplam 1624 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #4 : 23 Kasım 2009, 00:32:14 » |
|
Geceni alaca karanlığa döküldüğü bu saatte ben yazıcı gözlerime uyku yanaşmazken yazmaya başladım. Ve sordum kendine: Nedir Aşk? Bir sarhoşluk mu? Bir kendinden geçiş mi? Ya da neyi sevdiğini bilmek mi? Kalbim henüz bu soruya yanıt verecek kadar olgunlaşmamış olmalıdır ki bir türlü bulamadım bu sorunun cevabını.Bir de aşık olmak bir istidat mıdır? Bu sorular durgun sular gibi azalan benliğime yapışmış birer sümüklü böcek gibi kalbimi ve beynimi yiyip bitirmekte. Yine aynı sorular geceyi aydınlatan ateş böcekleri gibi yön tarif etmekte bana. Neydi ama neydi Kays'ı çöllere düşüren şey?Çöle ardından bir ölüm bırakmıyorsa da bir hikaye bıraktıran şey?Kalbi yangın yerine çeviren ve pişiren.... Yanan anlımızı hangi serin sularda ve nerde dinlendirecez?
Mükemmel olmuş hocam.Ellerine ve kalemine sağlık...Sorduğun soruların bazılarının cevaplarını Erdem Bayazıt'tan vermek istiyorum... Ah oruçlu bir ağustos vaktinde Bir kayanın dibinden kaynayan Soğuk ve berrak sulara Uzanıp kana kana Avuç avuç alıp Yüzümüzde içimizde Duyduğumuz Gibi Aşk. Ah bir yalnızlık vaktinde Herkesle birlikte olduğumuz Gene de yalnız olduğumuz Bir parkta Ta uzaklardan gelir gibi Bir tamburdan bir ezginin Bizi bizden ve herşeyden Alıp götürdüğü gibi Aşk.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına 'sen' kalayım...!
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 00:38:29 |
AreS
Site Sorumlusu
Üye No : 24792
Cinsiyet: 
Ad Soyad: AreS
Mesaj Sayısı: 2334
Nerden : Sınırların Ardında..
Karma +173/-0
Aylak Adam..
345 Mesajına Toplam 1624 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #5 : 23 Kasım 2009, 00:38:29 » |
|
Bir soru da benden gelsin o halde ;
"Aşk gelince cümle eksikler biter" İsmet Özel böyle diyor da, aşk geldiğini nasıl haber verir insana, ya da gittiğini? Bunu anlamanın bir yolu var mı?
Sevgili Sevgili, güzel bir sesleniş, peki karşı tarafın topuna tüfeğine karşın, kişinin kendisinde başlayıp bitmiyor mu bu aşk denilen şey? O zaman karşıdakine bu kadar sesleniş ve hörmet niye?
|
|
|
|
|
Logged
|
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına 'sen' kalayım...!
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 14:14:23 |
Destekçi Üyelerimiz
Üye No : 5373
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 190
Nerden : Hatay
Karma +1/-0
9 Mesajına Toplam 9 Kere Teşekkür Edildi
|
 |
« Yanıtla #6 : 23 Kasım 2009, 14:14:23 » |
|
Çünkü aşka ulaşmak esastır, aşka ulaştırana da bu kadar vefa çok değil...
|
|
|
|
|
Logged
|
Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim..
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 17:49:38 |
Yeni Üye
Üye No : 24869
Cinsiyet: 
Ad Soyad: malik toprak
Mesaj Sayısı: 14
Nerden : samaun
Karma +2/-0
1 Mesajına Toplam 2 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #7 : 23 Kasım 2009, 17:49:38 » |
|
İncecik bedenden hissedilen kocaman bir dünyanın tadı…Kumral tenden akan karanlık, kumralından sızan aydınlık, kumrallığından coşan tüm hepsi…Aşk bugün yeterince ince, yeterince kumral. Aşk bugün belinde okşadığım sevgiler, renginden kokladığım nefretler,hüznünden aldığım sonbahar, neşeden yayılan bir yaz gecesi… Kıvrımlarından bir dünyayı, avuçlarından tüm mevsimleri doyuran bir sevinç. Aşk benim hayatım… Kokuna gizlenmiş bir sonsuzluk. Yanıma uzanıp derin derin nefes almaya başladığında anlamı çöküyor yaşantımın. Bazen konuşurken, bazen sustuğunda duyuyorum melodiler. Ellerimden alıp dudaklarıma, boynundan koparıp gözlerimin içine beni bıraktığında cevaplıyorum tüm soruları. Kahkahandaki bayram sabahları topluyorum şekerlerimi. Anneme uzanıyorum aynı bayramda. Aynı elbisede aynı berrak aynı ölümsüz duygular. Gülüyorsun gözlerinden.. İçine ağlarken oyuncağın kırılıyor, dolup taşarken atlı karıncada dans ediyorum sessizce. Ve sen bana sevgilim doğmamış bir bebeği, doğmamış bir sevinci aşılıyorsun gün be gün. Ve sen bana sevgilim, bir hayatı özetliyorsun inceliğinde. Kokuna sakladığım bir umudu büyütüyor, tenine sığdığım bir beni öğretiyorsun kendi renginden. Ben aşka gözlerinden uzanıyorum… bir ilaha, bir mucizeye, her şeye… Yanına uzanıp derin derin nefes almaya başladığımda anlamı çöküyor yaşantımın…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 18:37:24 |
Üye
Üye No : 10893
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 249
Nerden : Eskişehir
Karma +0/-0
5 Mesajına Toplam 6 Kere Teşekkür Edildi
|
 |
« Yanıtla #8 : 23 Kasım 2009, 18:37:24 » |
|
AŞK RİSALESİ Dirilmek yeniden Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın Bulutları yarması gibi gün ışığının Yağmurun ansızın boşanması Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması Erimesi gibi karların ve buzulların Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların
Dirilmek yeniden Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi Kandan kinden öfkeden Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi Sürekli lekelendiğimiz çözülmeye terkedildiğimiz Bir bataktan çıkar gibi.
Yürürken otururken yatarken Hep çürümek durumunda kalmış Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz Dokunduklarımız için ellerimiz.
Belli bir bozgun yaşamışız Her şeye ölüm dadanmış sanki Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar Çocukluk kalkmış dünyadan gibi Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.
Aşkın son saltanatını yaşamak içinmi ey kalbim Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi? Bu başkaldırma kanatlanma.
Durmadan geçiyordu o zamanlar Üstümüzden tanklar toplar binler tonluk arabalar Boğuk bir ses madeni bir böğürme Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı Yalayarak Çekiyordu bizi ve herkesi.
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın ve yıldızların çağlayarak Berrak şelaleler yaparak Coşku içinde aktığı Bir yerlerdeydi.
Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu Adı ferhat mıydı neydi Koyunların kurtların böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Her birinin gözlerinde Kaybolur gibi kayar gibi Dalıp gittiğimiz o saadet evreni Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.
Yaslan göğsüme sevdiğim Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir Sen ki bulut gibisin Ay gibisin güneş gibisin bazan.
Usul usul inen Yağmur tıpırtılarını Dinler gibi Dalıp gitmiştik Sen konuşuyordun İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun Onlar ki konuklarımızdı Adları Keremdi Yusuftu Kaystı Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.
( Ara Çağrı ) Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım Her gelişin bir taze haberdi unutmadım
Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki unutmadım
Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım
Sen uyurdun uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki unutmadım
Ah sevgili ! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış yüreklerimizde Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde unutmadım
Toprağa düşen tohum onda gizlenen renk şekil koku Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için unutmadım
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah unutmadım
O dirildi O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.
Haydi gel sevgilim Uzanalım toprağın altına Çiçekler mayalansın göğsümüzde Bu akıp giden bu kör gidip yol giden Kalabalıkları bu insanları Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları Uyarmak için bir an durdurmak için Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız Ama şimdi kendimizi zorlasak da anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ? Uzansak yerin altına ve toprak olsak.
Haydi gel sevgilim Bir daha deneyelim Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların Yüreğimizden gönlümüzün derinliğinden Vermek hep vermek için Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz Aşkın bir adı da berekettir En iyi anlatandır o Hirada bir mağarada Gözden döküleni Gönülden geçeni.
Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu Çabalarım Seni çağıracak olan.
Nasıl da unuttuk Oysa daha anar anmaz adını Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi Kış ortasında çıkıveren güneş gibi Birden sıyrılıverip bulutlardan Üryan görülen can gibi Doldururdun içimizi Ve eviçlerimizi.
Ah oruçlu bir ağustos vaktinde Bir kayanın dibinden kaynayan Soğuk ve berrak sulara Uzanıp kana kana Avuç avuç alıp Yüzümüzde içimizde Duyduğumuz Gibi Aşk.
Ah bir yalnızlık vaktinde Herkesle birlikte olduğumuz Gene de yalnız olduğumuz Bir parkta Ta uzaklardan gelir gibi Bir tamburdan bir ezginin Bizi bizden ve herşeyden Alıp götürdüğü gibi Aşk.
Haydi gel sevgilim gene arayalım Makam-ı İbrahimde rastlanan ayak izlerini Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği Develerin coşarak çöllerde Ayak sesleriyle şiirler bestelediği O vakitleri.
Haydi gel bir daha bir daha Arayalım Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı Bir vakitte Gürül gürül Bardaktan boşanır gibi Yeryüzünü ve gökyüzünü Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü Geceyi ve gündüzü Dolduran Yüreğimizi kuşatan O kitaptan Okunanı.
Yaşamak, avını gözleyen Sessiz gergin Soluk soluğa Bir atmaca Sağ elimin Parmakları ucunda.
Ve ölüm Bir güvercin Beyaz Süzülen masmavi gökten Berrak sulara.
Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor Bir dal uzuyor uzuyor Bir gül kanıyor bir seher vaktinde Yanıyor bir ateş için için İçimde içimin de içinde Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor Bir ney eriyor dudaklarımda
Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
ERDEM BEYAZIT
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 18:40:02 |
Üye
Üye No : 10893
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 249
Nerden : Eskişehir
Karma +0/-0
5 Mesajına Toplam 6 Kere Teşekkür Edildi
|
 |
« Yanıtla #9 : 23 Kasım 2009, 18:40:02 » |
|
'A' EN 'ŞIK' HALİNDE BEKLİYORMUŞ BENİ
bir yıldız bir virgül ile çıktım en uzun yollara
bir ağacın gölgesini mürekkep diye çektim kalemime rüzgara yazdım en “şık” şiirlerimi tersine dönünce her şey üşüsün diye dünya
ben sözel bir bahçede güzel bir oyuncak oldum sözcükler büyüsün oynarken benimle diye
onlar bir yağmur bulutu oldu ben ıslandım içinde
aktım bir zaman yer altı sularında
şimdi köşedeki çeşmenin akan suyuyum tasıdır kafatasım aşınsın diye değen dudaklarda
a dan z ye aradım aşkın hallerini
oysa o yolun başındaki “A” en “şık” halinde beklermiş beni
bırakıyorum sözcüklerin gücüne kendimi olmadık bir şeyin olmasından kopuyor ödüm korkmak da gidiyor gücüme
hep aklıma gelen geldi başıma ben geziyorum şiirin içinde aklıma gelmeyen bir şey gelsin diye başıma
kimsenin umuru olmayacak bu dizelerde kim bilir kim düşünecek belki de beni
ben burada kayboldum ararken kendimi
cevapladığım sorular tohum gibi saçıldı ömrüme
geç anladım cevap vermek çoğaltmakmış soruyu
susmanın kesilince gırtlağı kan akışı oluyor sözcükler gökyüzüne
bir ağacın gölgesini çektim kalemime ben rüzgara yazdım o savruldu bir kara bulut gökyüzüne ıslanıp yağmurlarından karıştım yer altı sularına köşede akan çeşmenin suyunda su durdum çoğalıp sorular doldu kafa tasıma aşınıp duruyor şimdi verdiğim cevaplar dudaklarınızda
sustukça ezdiler güneşimi çok oldum karanlıklarda
en yakın akrabam güneştir bakmayın benim böyle kan kırmızı aktığıma
en iyi bildiğimi yaparım geldim ayaz gecelerinizi sarhoş yapmaya Necmi OTCU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 18:45:45 |
Forum Sorumlusu
Üye No : 12251
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 825
Nerden : izmir
Karma +32/-0
66 Mesajına Toplam 459 Kere Teşekkür Edildi
|
 |
« Yanıtla #10 : 23 Kasım 2009, 18:45:45 » |
|
"Aşk" kavramı üzerine güzel bir arşiv oluşmuş oldu. Dostlarımıza teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Logged
|
Nihat Büyükarslan
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 21:52:47 |
Yeni Üye
Üye No : 24869
Cinsiyet: 
Ad Soyad: malik toprak
Mesaj Sayısı: 14
Nerden : samaun
Karma +2/-0
1 Mesajına Toplam 2 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #11 : 23 Kasım 2009, 21:52:47 » |
|
Ademe eş noktadır Gördüğün düş noktadır Ademi adem eden Üç harf ve beş noktadır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 23:10:29 |
Forum Sorumlusu
Üye No : 25250
Cinsiyet: 
Ad Soyad: Itır
Mesaj Sayısı: 595
Nerden : Isparta
Karma +32/-0
88 Mesajına Toplam 343 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #12 : 23 Kasım 2009, 23:10:29 » |
|
Aşk deyice "Tek Hece" şiiri geldi aklıma.Aşkı en iyi "Aşk" anlatır diye düşünüyorum.
Tek Hece
Var mı beni içinizde tanıyan? Yaşanmadan çözülmeyen sır benim. Kalmasa da şöhretimi duymayan, Kimliğimi tarif etmek zor benim...
Bülbül benim lisanımla ötüştü. Bir gül için can evinden tutuştu. Yüreğime Toroslar'dan çığ düştü. Yangınımı söndürmedi kar benim...
Niceler sultandı, kraldı, şahtı. Benimle değişti talihi bahtı, Yerle bir eylerim tac ile tahtı, Akıl almaz hünerlerim var benim...
Kamil iken cahil ettim alimi, Vahşi iken yahşi ettim zalimi, Yavuz iken zebun ettim Selim'i, Her oyunu bozan gizli zor benim...
Yeryüzünde ben ürettim veremi. Lokman Hekim bulamadı çaremi. Aslı icin kül eyledim Kerem'i. İbrahim'in atıldığı kor benim...
Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di. Hatrım için yüce dağlar delindi. Bilek gücüm Ferhat ile bilindi. Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...
İlahimle Mevlana'yı döndürdüm. Yunus'umla öfkeleri dindirdim. Günahımla çok ocaklar söndürdüm. Mevla'danım, hayır benim, şer benim...
Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da Görünmezim cismim de yok, resmim de Dil üzmezim, tek hece var ismimde Barınağım gönül denen yer benim
Benim için yaratıldı Muhammed Benim için yağdırıldı o rahmet Evliyanın sözündeki muhabbet Embiyanın yüzündeki nur benim
kimsesizim hısmımda yok hasmımda, görünmezim cismimde yok resmimde, dil üzmezim tek hece var ismimde, barınağım gönül denen yer benim. Cemal Safi
|
|
|
|
|
Logged
|
Geçmişin derinliklerinden çıkardığımız inciyi deldik ve sözü dizmeye başladık...
|
|
|
|
|
| 23 Kasım 2009, 23:56:55 |
AreS
Site Sorumlusu
Üye No : 24792
Cinsiyet: 
Ad Soyad: AreS
Mesaj Sayısı: 2334
Nerden : Sınırların Ardında..
Karma +173/-0
Aylak Adam..
345 Mesajına Toplam 1624 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam 2 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #13 : 23 Kasım 2009, 23:56:55 » |
|
Maliktoprak hocam gerçekten harika yazılar..Kalemine sağlık.Buradaki yazıları derleyip okul dergisine koymayı düşünüyorum.Güzel bir arşiv oluşuyor..Okul dergisine aylık bir tema seçip o tema etrafında yazılar derlemeyi düşünüyorum..Yazan arkadaşların kalemlerine sağlık..
|
|
|
|
|
Logged
|
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına 'sen' kalayım...!
|
|
|
|
|
| 24 Kasım 2009, 23:05:57 |
CASUS
Üye
Üye No : 106
Cinsiyet: 
Ad Soyad: MUSTAFA
Mesaj Sayısı: 258
Nerden : ESKİŞEHİR
Karma +39/-0
45 Mesajına Toplam 213 Kere Teşekkür Edildi
1 Mesajına Toplam 1 Kere Karma Verildi
|
 |
« Yanıtla #14 : 24 Kasım 2009, 23:05:57 » |
|
GERÇEK AŞK BENCE İNSANIN DÜNYA ÜZERİNDE HİÇLİĞİNİ ANLAYABİLMESİ VE ULAŞILMASI İMKANSIZ OLAN AŞKA ULAŞMASI DEĞİL O YOLDA ÖLMEYİ GÖZE ALABİLMESİDİR.
AŞK DEYİNCE AKLIMA YUNUSEMRENİN ŞU ŞİİRİ GELİVERDİ.
Ben Yürürüm Yana Yana / Yunus Emre
Ben yürürm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne akîlem ne divâne Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi
Akarsulayın çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağlattın güldür beni Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm ilden ile Şeyh anarım dilden dile Gurbette halim kim bile Gel gör beni aşk neyledi
Mecnun oluban yürürüm O yâri düşte görürüm Uyanıp melûl olurum Gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus bîçâreyim Baştan ayağa yâreyim Dost ilinden âvâreyim Gel gör beni aşk neyledi
|
|
|
|
|
Logged
|
BİLMİYORUM NE HALDEYİM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE...
|
|
|
|
|
|